Yenişehir Kapı

Görkemli İznik surlarının en ilgi çekici kısımlarını, kesme taşlarla Roma döneminde MS 1. yüzyılda yapılmış olan taç kapılar teşkil etmektedir. Bugünkü ana caddelerin, Kılıçarslan Caddesi ile Atatürk Caddesi’nin her iki yönündeki kapılar ana yerleşimlerin veya yerlerin adlarını taşımaktadır. ;

Strabon, kent merkezindeki Cymnaseum’dan dört ayrı yöne bakılınca bu kapıların görüldüğünü yazmıştır. Yapılan araştırmalar doğuda Lefke, kuzeyde İstanbul, güneyde ise Yenişehir Kapıları’nın birbirlerine benzer tipte inşa edildiklerini, Göl Kapı’dan ise günümüze herhangi bir kalıntının ulaşmadığını ortaya koymuştur.

Yenişehir ve Bursa’dan gelen karayolu yakın tarihe kadar bu kapı dan İznik’e bağlanmaktaydı. Konumu ve darlığı nedeniyle, Lefke ve İstanbul Kapılarında olduğu gibi burada da sur duvarı açılarak geçirilen yol, kapıyı tali duruma sokmuştur. Çevresinde çetin savaşlara sahne olan ve kent müdafasında katkılarda bulunan bu kapı depremlerde önemli derecede tahribe uğramış, tamiratlar geçirmiştir. İmparator II.Claudis zamanında yapılmıştır. Yenişehir Kapı diğer iki kapı gibi üç kısımdan oluşmaktadır. Dıştan kente ilk girişi sağlayan kapı ön sura bağlıdır, batı kısmı şipolyen parçalardan yapılmış olup surla birleşiktir ve doğu kısmı küçük bir surla bağlantılıdır. Kapının batısındaki duvarda tuğla kemerli, kemer konturu testere dişi biçiminde, içi tuğla ile örülerek köreltilmiş bir pencere yer almaktadır. Dış kapının 4,20 m. genişliği, 5,75 m. yüksekliği ve 3,10 m. derinliği bulunmaktadır. Tek tuğla ile örülü olan kapı kemeri, ahşap hatıllarla sınırlandırılıp iç kısmı tuğla ile örülerek kapatılmıştır. Buradaki kapının ahşaptan iki kanatlı olduğu izlerden anlaşılmaktadır. Ana sura ait orta kapı, dış kapıdan 11 m. kuzeyde ve bugün oldukça sadedir. Yanları yıkılmış, yapılan ilavelerle sur duvarları ile birleşmiş olan kapı tek açıklık halindedir. 3,50m.genişliği, 5 m.
yüksekliği ve 3,95 m. derinliği olan kısımla birlikte uzunluğu 9,55 m.’dir. Roma dönemine ait kesme taşlardan yapılmış kapının üzerindeki kemerin konturları dışa açıktır. Kapının üst kısmı tamamen yıkılmış olduğundan hiçbir özelliği belli değildir. Kapının içindeki bir yarık, yanlardan aşağıya doğru uzanmaktadır. Bu açıklığın aşağı yukarı hareket eden demir parmaklıklı kapının yuvasından günümüze ulaşan bölümdür. Bu yarık 0,21 m.’dir. Doğuda tuğladan örülmüş silindirik kule iki kat halinde ve üstü kubbe ile örtülmüştür. Batıdaki kulenin yalnızca temellerine ait izler kalmıştır. Orta kapıda görülen kitabe izleri Lefke Kapı’daki kitabenin burada da yer aldığını belgelemektedir. İç kapıya kare avludan geçilerek ulaşılmaktadır. Bunun da şipolyen antik parçalarla örüldüğü fakat günümüze çok az izin kaldığı belgelenmiştir. Orta kapıdan 11,35 m. kuzey de sadece kalıntıları günümüze ulaşan iç kapının bir ayağının eni 2,10 m, kalan kısmının yüksekliği 2,70 m. ölçülmüştür. Kapı çevresinde yerlerde kiklopik rekristalize kalker ve mermer bloklar yer almaktadır.
  Yenişehir Kapıları ile Lefke Kapı’sı arasındaki sur doksan derecelik bir açı ile dönmektedir. Açının bu köşesindeki bir kule içerisinde de Aziz Mikhael’in at üzerinde büyük bir freskosu yakın tarihlerde bulunmuştur. Ancak zamanla bu fresko da tahrip edilmiştir.
İznik surlarının göl kıyısında kalan uzak kesimlerinde de Laskarisler döneminde diğerlerinden çok daha alçak bir ön sur yapılmış ve bunun önüne de gölün suyundan yararlanılarak bir su hendeği kazılmıştır.

İletişim